fbpx
Pzt - Ctesi 08:00 - 20:00

Pazar - KAPALI

0212 224 74 74

info@bilgehanaydin.com

ŞİŞLİ/İSTANBUL

Harbiye, Abdi İpekçi Cd. No:57

Bizi Takip Edin

Aç İnsan İdeallerini Yer

Aç İnsan İdeallerini Yer

Yaşamakta olduğumuz pandemi dönemi doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının özlük
haklarıyla ilgili sorunların iyice yüzeye çıkmasına neden oluyor. Mevcut şartlarda gece
gündüz demeden, kendi sağlığını hiçe sayarak, ailelerinden uzak kalmayı göze alarak elinden
gelen her şeyi yapan sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu koşullar artık sektörle ilgili bir
sorun olmaktan çıkıp sosyolojik bir olgu olarak irdelenmeyi hak ediyor. Çok üzücü ama
akşamları balkonlardan alkışlanan sağlık çalışanlarının önceliğinin bu şekilde onurlandırılmak
değil temel çalışma koşullarının ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi olduğu bir durumda
insan düşüncelere dalmaktan kendini alamıyor. Ülkedeki tüm profesörlerin toplam yıllık
gelirinin tek bir futbolcunun yıllık geliri kadar etmemesi artık meselenin toplumsal bir boyut
kazandığına işaret ediyor. Toplumun genç kesimi hanidir okumaya ve bilim üretmeye değil,
futbolcu veya manken olmaya veya kısa yoldan zengin olmaya çalışıyor. İyi eğitimli, aslan
gibi bir doktor şu an nasıl bilim üreteceğine değil sosyal medyadaki takipçi sayısını nasıl
arttıracağına kafa yoruyor.

Bunun temel sebebi ise sektördeki gelir dağılımının adaletsizliği. Özel hastaneler artık bilim
üretilen yerler olmaktan çıkıp bol cirolu ticarethaneler olarak kurgulanıyor. Çözüm ise şehir
hastanelerini refah seviyesi yüksek sağlık çalışanlarıyla tüm dünyaya hizmet verir hale
getirmekten geçiyor. Böylelikle hastaneler nitelikli tıp doktorları ve sağlık çalışanlarıyla
gerçek birer ilim yuvasına dönecektir. Unutmayalım ki gün içinde kara kara çocuğunun okul
parasını, kurs ücretini nasıl ödeyeceğini düşünen sağlık çalışanının bilim insanı olması
mümkün değildir. Bu kişiler parlak bir gelecek idealiyle atıldıkları meslek hayatlarında
sisteme pes etmek zorunda kalıyor, tabiri caizse “aç kalınca ideallerini yiyorlar”. İstanbul’daki
fiyakalı isimli özel hastanelerde ciro baskısıyla günde kaç ameliyat yapıldığını, kaç hastaya
bakıldığını, ayda kaç kez nöbet tutulduğunu en yakın dostlarımdan biliyorum. Sadece birinde
değil, hemen hepsinde durum aynı.

Benim okuduğum yıllarda Cerrahpaşa’da ülkenin en iyi profesörleri vardı. O profesörler
şimdi özel üniversitelere kaydı. Muayene ücretleri 1000 TL civarında. Bir beyin cerrahisi
ameliyatı en az 150 bin TL. Dar veya orta gelirli bir vatandaşın bu hocalara ulaşması mümkün
değil. Devlet hastanelerinde çalışan hekimler bilimsel kongrelere ancak medikal firmaların
desteğiyle gidebiliyor. Bilimsel yayın konusunda zaten çok iyi durumda olmayan, genel
anlamda tüm dünyada 18 ile 20. sıralar arasında bulunan, tıp alanındaki hakemli dergilerde
yayınlanan makaleler konusunda ise 16. sırada olan ülkemizde özel üniversite hastanelerinden
yapılan yayın sayısı iyice göz ardı edilebilir seviyelerde kalıyor. Hele hemşirelerin ve diğer
sağlık personelinin bilimsel bir yayın yapma imkânı neredeyse hiç yok. Görüldüğü üzere,
vahim bir tablo var.

Bunun çözümü şehir hastanelerinde iyi ücretler karşılığında nitelikli sağlık çalışanlarının
istihdam edilmesi. Bunun finansmanını özellikle AB ülkeleri kaynaklı sağlık sigortaları ile
anlaşmalar yaparak sağlamak mümkün. Ancak bunun için liyakat sahibi, vizyoner insanlara
ihtiyaç var. Benim hem özel üniversitede hem de devlette görev yapmış ve ayrıca ticaret yapmayı bilen bir kişi olarak naçizane görüşüm yurt dışı sağlık bakanlıkları ve özel sağlık
sigortası şirketleri ile anlaşmalar yapılarak hem THY’de hem de şehir hastanelerinde önemli
doluluk oranlarına ulaşılabileceği yönünde. Yalnız bunun için iyi sağlık hizmeti tek başına
yeterli değil. Çağrı merkezi ve müşteri ilişkileri ekiplerinin de iyi kurgulanması ve
örgütlenmesi gerekmekte. Biz özel sektörde bunu zaten yapıyoruz, fakat tecrübelerimizi
devlete aktarmak için gerekli kanalı bulmakta zorlanıyoruz. Talep olduğu takdirde her türlü
desteği vermeye ise her zaman hazırız.

07
Bu artık bir milli beka meselesi halini almış durumda. Hepimiz elimizi taşın altına sokmalıyız.
Çok sevdiğim ve şirketimde çalışanlarıma sık sık tekrar ettiğim bir söz var: Çözümün bir
parçası değilseniz, sorunun bir parçasısınız.

Yorum Yok

Yorum Yap

Sohbete başla
Merhaba, bilgi almak ister misiniz?
Merhaba
Dr. Bilgehan Aydın olarak size nasıl yardımcı olabiliriz?